GÜNDEM
Giriş Tarihi : 11-08-2021 10:05   Güncelleme : 11-08-2021 10:05

Tayyip Erdoğan: Sosyal medyaya ben hiç olumlu bakmıyorum

Düzensiz göçmenlerle ilgili katıldığı bir programda açıklamalar yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şu anda gerek İran kapısından, gerek Irak'tan duvarlarımızı ciddi oranda yükseltiyoruz. Herkes bilsin ki Türkiye yolgeçen hanı değildir" ifadesini kullandı. "Sosyal medyaya ben hiç olumlu bakmıyorum" şeklinde konuşan Erdoğan, Meclis'in açılmasıyla birlikte sosyal medya çalışmasının yapılması gerektiğini açıkladı.

Tayyip Erdoğan: Sosyal medyaya ben hiç olumlu bakmıyorum

* Bu ara yangınla uğraşırken bir diğer tarafta sel felaketiyle karşı karşıya kaldık. Bu sel felaketinde de şu an itibarıyla bir tane kaybımız var ama henüz aranmakta olan başka vatandaşlarımız da var.

 

* Tüm bakan arkadaşlarımız, AFAD, hepsi şu anda oradalar. Kurumlarımızla birlikte çalışmalarını devam ettiriyorlar. Arkadaşlarla görüştük az önce, ‘Oralardan ayrılmayacaksınız’ dedik. Çatı katından, damlardan helikopterlerimizin kurtardığı insanlar var. Darda zorda kalmadıkça ulaşıma kapalı sayılabilecek karayollarını da tercih etmeyin, çünkü her an heyelan olabilir.

ORMAN YANGINLARI

* Şu anda ciddi manada kontrol altına alınmış vaziyette. Bütün araçlarımızla, helikopterlerle, arazözlerle ciddi bir güce ulaştık. Helikopterlerimiz, uçaklar çok büyük fonksiyon icra ettiler, ediyorlar. Çok kısa zamanda denizlerden suyu alıp söndürme alanına gidebiliyor. Burada iyi bir yere Türkiye artık ulaştı ve bunu da artırarak devam ettireceğiz.

* Elbette yangınların çıkış nedeni olarak bütün ihtimaller üzerinde ta çıkış anından itibaren durduk. Bunların araştırmaları yapıldı. Yürüyen soruşturmalarda gözaltına alınanlar, tutuklananlar var. Aldığımız istihbaratlar da var.

* MİT’in verdiği bilgiler, Emniyet İstihbarat’ın verdiği bilgiler var. Bunlar arasında ailesi terör örgütüyle iltisaklı kişiler de var. Devam eden bütün soruşturmalarda da ulaştığımız neticeleri vatandaşlarımızla paylaşacağız.

* Ülkemiz yangınlarla mücadelede 2 asra yaklaşan kurumsal bir tecrübeye sahip. Bunun yanı sıra her türlü teknolojik altyapıya da sahip. Son 19 yılda yangınlarla mücadelede kara ve hava araçlarımızı yenileyerek sayılarını artırdık.

 

* Arazöz sayımızı yüzde 70 artırarak bin 78’e çıkardık. Araç parkında olmayan su ikmal araçlarından 281 tane daha aldık. Yangınlara anında müdahale için 2270 tane ilk müdahale aracı aldık. İş makinesi parkımızı yüzde 125 büyüterek 682’ye çıkardık.

“ÖNÜMÜZDEKİ YIL DAHA FARKLI BAZI DÜŞÜNCELERİMİZ VAR”

* Yangınla mücadele hava filomuz ise çok daha verimli hale getirdik. Yangın söndürme uçaklarımızın su atma kapasitesi artırıldı. Kiralama yollarına da gittik, dost ülkelerden de destekler geldi. Coğrafyamızda yangın söndürmede en önemli helikopterlerden 2002 yılında 18 adet var iken 2020’de bunu 39’a çıkardık, bu süreçte bu rakam 60’a yaklaştı. Bu helikopterlerle çok ciddi işler gördük.

* Rusya’dan 3 tane aldık bu süreç içerisinde. Önümüzdeki yıl daha farklı bazı düşüncelerimiz var. Önümüzdeki yıl belki kendimize ait uçağımızı satın alacağız. Şu an dünyada yangına en kısa sürede müdahale eden ülke konumuna girdik. Yangınlarda ilk defa kullanmaya başladığımız İHA’lar sayesinde ilk müdahaleyi 12 dakikaya indirdik.

* Termik santraller bizim için hakikaten en büyük felaket noktalarıydı ve bu termik santrallerde olaya müdahale imkanını süratle yakaladık. Hem etrafını açmak suretiyle oradaki yangını söndürmeyi rahatlattık hem de oradaki personeli boşaltma noktasında attığımız adımlar takdire şayandı.

* Yangınla mücadele ediyorsunuz, yangınla mücadele ederken bütün imkanlarınızı seferber ediyorsunuz. Yangının içinden çıkan itfaiyecimiz kendini adeta ölüme feda eden bir kahraman. Bu yetersiz kalmanın tanımı nedir? 6 tane bakanım her an orada oldu. Tüm itfaiye ekiplerimiz orada oldu. AFAD’ıyla, Kızılay’ıyla tüm kurumlarımız orada oldu. Bunu söyleyenler acaba kendileri bunu nereden izlediler?

* Biz bütün ekibimizle burada başarılı olduğumuza inanıyoruz. Toplam 18 suatar uçak, 66 helikopter, 9 İHA, bir insansız helikopter, 850 arazöz ve su tankeri, 430 iş makinesi ve yaklaşık 5 bin 250 personel iş yaptı.

* Daha ilk gün zarar tespit komisyonlarını devreye soktuk. Bir taraftan da durumu çok kritik olan vatandaşlarımıza hemen daha ilk gün orada su basmasına kadar olan yerin inşaatı başladı. Bizim programımız 1 ay içerisinde inşaatların başlatılmasıyla ilgili talimatın verilmesiydi. TOKİ işi yüklendi, süratle 1 ay içerisinde inşaatlarımıza başlayacağız.

* Hedefimiz 1 yılda bu inşaatları tamamlamak. Ayrıca ahırlı evler veya ahırlarla beraber yapılacak evlerin planlamasını da yine Çevre ve Şehircilik Bakanlığımız yaptı. İlk etapta 50 milyon buna ayrılmış vaziyette.

* ‘Ben kiraya çıkabilirim, ev bulabilirim’ gibi talepleri olanlar varsa da kiralarını vermek suretiyle buralara çıkabilirler. Kiraya çıkmak istiyorsan biz kiranızı vereceğiz, kiraya çıkabilirsiniz. Mobilyasını, beyaz eşyasını hepsini almak suretiyle onları oralara yerleştirmekte kararlı olduğumuzu ifade ettik.

“YANAN ALANLARIMIZ KÜLLERİNDEN DOĞACAK”

* Anayasanın 169. maddesi çok açık. Bu yerlerde başka çeşit tarım ve hayvancılık da yapılamaz. Yanan orman alanlarının bugün nasıl yeniden ağaçlandırdığımız ortada. Bizim 19 yıllık iktidar dönemimizde yapmış olduğumuz ağaç dikimi 5 buçuk milyar adet. Vatandaşlar ‘Bay Kemal’in yalanlarına itibar etmesin. Yanan ormanlarımız küllerinden yeniden doğacak.

* Siz ne kadar ağaç diktiniz? Sizin belediyeleriniz ne kadar ağaç dikti? İstanbul’da belediye başkanlığını ben CHP’den almıştım, İstanbul kuraktı o zaman. Biz geldik ve süratle ağaçlandırdık. 6 ay içerisinde ne olduğunu İstanbullular şaşırdı. Zaten su da yoktu İstanbul’da, biz geldik ve suya kavuşturduk.

* Bu konudaki başarımız BM Gıda ve Tarım Örgütü’nün raporunda da tescillendi. Türkiye 2015 yılında orman varlığını artıran ülkeler sıralamasında dünyada 46. sıradayken 2020 yılındayken 27. sıraya yükseldi. Türkiye en çok ağaçlandırma yapan ülkeler sıralamasında Avrupa’da 1., dünyada 6. sırada yer aldı. 2019 yılında 11 Kasım’ı Milli Ağaçlandırma Günü ilan ettik. Geleceğe Nefes projemizle orman alanlarımız genişlettik.

“THK’NIN MEZARLIĞA DÖNDÜĞÜNÜ SÖYLEMİŞTİM”

* THK devletin bir kurumu değildir. THK’nın elindeki uçaklara dair tartışma yeni bir tartışma da değil. Birkaç yıl önce kurumun elindeki uçakalrın yetersiz olduğunu, THK’nın mezarlığa döndüğünü söylemiştim.

* THK yetkilileri gerekli adımları atmadığı gibi çalışır durumdaki uçakların da bakımını yaptırmayarak hepsini çürümeye terk etmişler. Bunların 3 tanesi pert, 6 tanesi ‘eh’.

* THK 1985’ten itibaren Orman İdaresi’ne yangın söndürme hizmeti vermiş. Bunun için de karşılığında çok ciddi bedeller almış devletten. Ama filosunu genişletme, mevcut uçaklarını modernize etme derdi olmamış. O dönemde kurumun arkasında CHP zihniyeti vardı.

* Şimdi çıkıp THK’yı çalıştırmıyor diyorlar. THK’yı çalışamaz hale getiren sizsiniz. Kurumun içine düştüğü durumu kurumu bu hale getirenlerin kara propagandalarıyla hükümete yöneltme çabalarını hayretle izliyorum.

* Bakanlık dediğiniz zaman çok büyük işler yapar anlamına gelmez. Önemli olan kurumların çok güçlü olması. Şu anda AFAD adeta bir bakanlık gibi çalışır halde ve İçişleri Bakanlığı’na bağlı. Yönetim, ekip güçlü olduğu zaman AFAD’la çok şeyleri yapabiliyorsunuz. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’yle bu durumları biz düşündük.

* Tarım, Orman ve Hayvancılık şu anda bu işi başarılı şekilde sürdürdüğüne, AFAD başarılı bir yönetim ortaya koyduğuna göre bizim araç gereç vesaire ihtiyaçlarımız olması halinde onlarla takviye ederiz.

“SOSYAL MEDYAYA HİÇ OLUMLU BAKMIYORUM”

* Sosyal medyaya ben hiç olumlu bakmıyorum. Meclis’in açılmasıyla birlikte sosyal medyaya yönelik bir çalışmanın yapılması gereğine inanıyorum. Bunlar salim akılların veya aklı selimlerin hedefini saptırtıyor.

* Kurumlarımızın ve görevlilerimizin fedakarlıkla yürüttüğü yangınla mücadelemize gerçek dışı bilgi ve haberlerle leke sürmeye çalışıyorlar. Manipülasyonun bini bir para. Hiçbir dijital mecra hukuktan azade değildir.

* Gereğini ödeyecekler. İtibar suikastı, hedef gösterme… Ne ararsan bunlarda var. Biz de bunların takipçisiyiz. Planlı bu kampanyalarla halkımız tahrik edilmeye çalışıyor. Ekşi Sözlük… Bayağı ekşi!.

* Amerika’da bir Twitter olayı nelere vesile oldu. Türkiye’de senin ofisin yok, görevlendirdiğin elemanın yok. Öyleyse bunlara bunun bedelini ödetmemiz lazım. Ofisini açacaksın, vergini ödeyeceksin, açmadığın takdirde bedelini ödeyeceksin.

* Gerçek dışı bilgi ve haberlerle leke sürmeye çalışıyorlar. Bu yıkıcı faaliyetleri yapanlara bakıyor ve hiç şaşırmıyoruz. Hiç şaşırmadığımız gibi ‘Bir bedeli olsun artık’ diyoruz.

“BU İŞİMİZİ KOLAYLAŞTIRDI”

* Başta Rusya, Azerbaycan, İran, daha sonraki safhada AB’den İspanya desteklerini verdiler. Bu süreçte aynı şekilde yangın sürecinde onlarca ülkeden destekler geldi. Ukrayna sağ olsun desteğini verdik, ayrıca Ukrayna 3 tane uçak gönderirken 4 tane helikopter ile devreye girdi. Kazakistan, Gürcistan’dan destekler geldi.

* Bu uçaklar ve helikopterler farklı noktalardaki yangınları söndürme çalışmalarında aktif olarak kullanıldı. Toplam onların gelişiyle 64 helikopter görev yapmış oldu. Bu, işimizi ciddi manada kolaylaştırdı. Onlarca ülkeden ve uluslararası kuruluştan geçmiş olsun dileklerini aldık.

“SANATÇILAR GİRİŞİMİ”NİN AÇIKLAMASI

* Onların mesleği sanat. Hangi sanatsa sanatlarını icra etsinler, biz de onların başarı oranına göre saygı duyalım. Ama kalkıp da erken seçimmiş, şu andaki başkanlık sistemi doğru değilmiş, o bizim işimiz. Ömrümüzü bu işe verdik, siz anlamazsınız o işten.

* Hiçbir dijital mecra hukuktan azade değildir. Onlar da gereği gibi bunun bedelini ödeyecektir. Takma isimlerin arkasına saklanarak kişilere iftira, hakaret edilmesine, milli-manevi değerlere küfredilmesine, ayaklanma çağrılarına hiçbir şekilde müsaade etmeyiz, yargı sistemimiz de müsaade etmez.

* İtibar suikastı, hedef gösterme, ne ararsan bunlarda var. Planlı, programlı olduğu çok bariz olan bu tür kampanyalarla halkımız tahrik edilmeye çalışılıyor.